CİNSELLİKTE YÖNETİM KİMDEDİR YATAKTA KİM BASKINDIR

Cinselligin yöneticisi erkek midir?

Cinsellikte beklenen kadin ve erkek rolleriyle ilgili birçok yanlis inanis vardir. Bu inanislar erkeklerin de kadinlarin da cinsellige karsi tutumunu ve cinsel davranislarini etkiler. Cinsel yasam alanimizi daraltir ve alinabilecek hazlarin bir bölümünü de yitirmemize yol açar.

Bir kadinla bir erkek nasil tanisir? Ilk begenileri iki taraf da çok da farkli olmayan biçimde belli eder. Ama ilk adimi atmak, girisimde bulunmak genellikle erkeklerden beklenir. Kadinlardan böyle bir giriskenlik beklenmedigi gibi, pek de hos karsilanmaz, böyle davranislar toplumsal onay ile pekistirilmez. Ilk adimi atan kadina da her toplumsal ortamda pek iyi gözle bakilmaz. Elbette günümüzde, bu anlayisin yikildigi, daha esit bir giriskenligin özendirildigi toplumsal ortamlar da vardir, ama bunlar azinlikta kalir. Bu toplumsal rol modelleri, cinsellik için de aynen, hatta daha belirgin olarak geçerlidir.

'Cinsel iliskiyi erkek baslatir' inanisinin daha abartili bir diger yönünü 'cinsel iliskiyi baslatan kadin ahlâksizdir' yanlis inanisinda görürüz. Bu inanisin altinda ayni zamanda kadinlari 'iyi' ve 'kötü' olarak ikiye ayiran yüzyillik düsünceler yatmaktadir. Bazi kadinlar iyidir; Madonna, anne, aile kizi, evlenilecek kadin, baci tanimlamalari böyledir. Diger kadinlar kötüdür; cadi, fahise, ahlâksiz, kahpe, metres olarak tanimlanir. Bu iki uçta yer alan kadinlara, toplumsal yasamda da cinsellikte de çok farkli roller yüklenir. Cinselligin haz bölümü de bu ayirimda nedense hep kötü kadinlara düser. Oysa bu ayirim yapaydir, dünya hiçbir konuda olmadigi gibi bu konuda da siyah ve beyazdan ibaret degildir. Üstelik örnegin fahiselik bir meslektir, hazla da dogrudan bir iliskisi yoktur.


Iyi kadinlarin
büyük bölümü cinsellikten haz alir, alamadiginda sorun yasar. Bu inanislar kadinlarin yalnizca cinselliklerini yasamasinin degil bu konuyu düsünüp tartismasinin da önünde önemli bir engel olusturur. Cinselligin iki kisilik bir süreç oldugunu düsündügümüzde, görece özgürlük tanidigimiz erkeklerin de cinsel deneyimlerini kisitlar.

Cinsel iliski iki kisinin istek ve katilimiyla olusur. Iki tarafin da istekli ve etkin olarak katildigi bir sevismeden herkes daha çok haz alir. Oysa bu inanislarin etkisindeki kadinlar, cinsel isteklerini bastirmayi ögrenirler, neredeyse unuturlar, "ben böyle seylerle ilgilenmem" diyecek kadar cinsellikten uzaklasirlar. Cinsel iliskiye adeta yalnizca esleri için girisirler, hiçbir etkin katilim göstermezler, cinsel iliskinin bir an önce bitmesini beklerler.

Bu yanlis inanis madalyonunun diger yüzündeki erkek, her zaman cinsel iliskiyi baslatmali, esinin istegini yaratmali, bastan sona kadar iliskiyi yönetmeli, sürekli aktif olmali, hem kendisinin hem cinsel esinin hazzini saglamalidir. Cinsel yasami bu çerçevede yillarca giden birçok insan, birçok çift vardir. Oysa, yalnizca kendi etkinligimizin söz konusu oldugu cinsel davranisimiz masturbasyondur. Esli cinsel etkinliklerde, iki tarafin da istekli katilimi esastir. Her es digerinin tepkilerinden de etkilenir ve haz alir. Sevisme sürecinde zaman zaman birinin ya da digerinin etkinligi baskin hale geçebilir. Çesitli sevisme biçimlerini biri ya da digeri önerebilir.

Cinsel davranislarin degiskenliginin saglanmasi, özellikle uzun süreli iliskilerde monotonlasmayi ve uzaklasmayi önler. Ayrica erkekler de kadinlar gibi oksanmaktan, öpülmekten, cinsel olarak uyarilmaktan hoslanirlar. Bunlar erkeklerin cinsellikten aldiklari hazlari zenginlestirir. Özellikle yaslari ilerleyen erkeklerin cinsel açidan uyarilmaya gereksinimleri artar, penisin sertlesmesi için cinsel esin uyarimi gerekir.

Cinsel iliskiyi kim yönetir? Aslinda bu sorunun kendisi, cinselligi bir iktidar iliskisi olarak gören anlayisin bir ürünüdür. Toplumda kadin-erkek rollerinde ve cinsellikte hep bu anlayisin izleri vardir.

Cinsel iliskiyi kimsenin yönetmesi gerekmez, iki insan birlikte cinsel hazlar üretir ve bunlari paylasirlar